İbrahim Kocamış

Tarih: 29.04.2014 16:43

Yüzen otel ile tatil keyfi bir başkadır

Facebook Twitter Linked-in

Kruvaziyer turizmi, faaliyetin yapıldığı alan bakımından deniz temelli bir turizm çeşididir.  Kruvaziyer turizm hizmeti, hem lüks donanıma sahip bir gemi içerisinde hem de geminin uğradığı çeşitli şehir ve limanlarda farklı yerleri görmenizi sağlar. Yolculara gemi içerisinde beş yıldızlı bir otel kalitesinde konaklama sunulmasının yanı sıra yeme-içme, dinlenme, eğlence gibi hizmetlerden yararlanarak tatillerini sürdürme imkanı sağlanır.

Dünya üzerinde kruvaziyer gemi seyahatlerinin çeşitli yoğunlukta uygulandığı birçok bölge ve seyir güzergahı bulunmaktadır. Bunlar dünya coğrafyası üzerinde bölgelere ayrılarak incelenebilir. Dünya üzerinde kruvaziyer turizm talebinin en yoğun olduğu bölge Kuzey Amerika'da Karayipler Bölgesi'dir.

Bu bölgeyi Avrupa Bölgeleri izlemektedir. Türkiye ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak kruvaziyer turizm açısından yüksek bir potansiyele sahip. Son yıllarda ise Türk halkının tatil seçeneklerinin arttığı görülmekte. Çünkü kruvaziyer turizmi, doğal güzelliği ve zengin kültürel varlıkları ile öne çıkan liman şehirlerine olan turlarıyla turistleri her zaman cezbetmiştir.

ETS Tur'un, Aegean Paradise Gemisi'yle muhteşem bir tatil deneyimi sunduğu, vizesiz İzmir (Çeşme) çıkışlı turuyla, 8-12 Haziran 2014 tarihleri arasında Yunan Adaları'ndan Mykonos, Santorini, Rodos ve Kos adalarını kapsayan bir tatil gerçekleştirdik.  Aegean Paradise Gemisi'yle masmavi sonsuzlukta yol aldığımız, her sabah başka bir şehirde uyandığımız İzmir (Çeşme)'den Santorini, Rodos, Kos  Mykonos'a uzanan bu yolculuğumuza dair tatil izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Bu yolculukta bana eşlik eden eşim Elif İşcan Kocamış, kuzenim Zilan Örnek ve eşi Sevilay Girgic Örnek ile küçük çocukları Devin ile Havin oldu.

Aegean Paradise Gemisi'

Öncelikle sizlere gemiden söz etmek istiyorum. 2004'te yapılan renovasyonla Aegean Paradise Gemisi'nin, arka tarafına balkonlu kabinler eklenerek kapasitesi 327 kabine çıkarılmış. Kabinler ise üç veya dört kişilik.  Geminin toplam kapasitesi bin 270 kişiye kadar çıkıyor. Fakat daha çok iki veya üç kişilik kabinler eşliğinde seyahatler gerçekleştirilmekte. ETS Tur'un Aegean Paradise Gemisi'yle çıktığımız muhteşem yolculuğumuz bu turunu, 627 misafir yolcu ve 323 personelle gerçekleştirdi. Yani iki misafire bir personel düştü.  Aegean Paradise,  8 yolcu güvertesine ve 174 metre uzunluğa sahip. Yani bir futbol sahasından büyük bir alandan bahsediyoruz. Eni ise 24 metre. Geminin orta bölümündeki genişliği arkaya veya başlara doğru gidildikçe daralıyor. Geminin tonajı 23 bin gross/ton'dur.

Kuşadası Limanı ve Gemideki aktiviteler'

Liman gümrüğünden geçtikten sonra gemiye binmeden hemen önce limanda, ETS TUR görevlileri tarafından kaydımız onaylanarak valizlerimiz bizim için odaya çıkartılmak üzere teslim alındı. Ayrıca pasaportlarımızı alan yetkililer, pasaport yerine geçecek içinde kişisel bilgilerimizin yer aldığı, gemiye giriş çıkışlarda ve gemide yapacağımız harcamalarda da kullanabileceğimiz elektronik kartları bize verdiler. İlk binişten ve gemi demir aldıktan sonra, yolculara Türkçe ve İngilizce bilgilendirme toplantısı ve acil durum tatbikatı yaptırıldı. Tatbikattan sonra geminin yanaşacağı adalarda gezilecek yerler ve tur tarafından organize edilen kara turları hakkında bilgilendirme toplantısı yapıldı. Bu toplantıya katılmak zorunlu olmamakla birlikte vaktin daha verimli geçirilmesi açısından misafirlerin katılması gereken bir toplantıydı. Bizde vaktimizi daha verimli kullanabilmek adına toplantıya katılıp notlarımızı aldık. Odalarımıza tekrar geldiğimizde valizlerimiz  çoktan kapının önüne getirilmişti.  Biz de eşyalarımızı odamıza yerleştirdikten sonra akşam yemeğimizi yemek üzere restoranta geçtik. Akşam yemeğimiz açık büfe ve Akdeniz yemeklerinden oluşuyordu, gayet güzeldi.  Ayrıca sabah ve öğlen yemeği de açık büfe olarak servis edildi.  İlk izlenimimde gemi tatilini ve gemiyi çok beğendim, inanılmaz profesyonel ve düzenli bir organizasyon vardı. Her akşam, yarınki yerle ilgili program, iniş-biniş saatleri vs. belirten doküman veya yolculuk sona erdiğinde fatura odanıza bırakılıyor. Personel  güler yüzlü, ve  gelen yolcuların memnuniyeti için oldukça  seferberler. Bu tatile çıkmamız konusunda önerilerini ve yardımlarını bizden esirgemeyen ETS TUR Cruise Departmanı Müdürü sevgili Ahmet Yazıcı'ya teşekkürlerimi iletmek isterim.

Gemimiz ilk olarak Mykanos'a yanaştı

Birkaç saat içinde gün batımı adanın sönük kahverengi kayalarını yalancı altına çevirdi. Beyaz kübik evlerin oluşturduğu dar sokaklar insanlarla doluydu. Sokaklarda yürüyen genç, güzel ve cıvıl cıvıl gençler Mykonos'un partilerinde boy gösteriyorlardı. Yunan adaları içinde en çok ziyaret edilen ada  Mykonos... Ege Denizi`ndeki en hareketli ada ve yaz sezonu boyunca gece hayatının kalbi burada atıyor diyebiliriz. Adanın asıl müdavimlerini ise dünya jet sosyetesi oluşturuyor. Mykonos`un dar sokaklarında gezerken karşınıza şık giyimli oldukça güzel genç kadınların çıkma ihtimali çok yüksek. Ada, bembeyaz badanalı balkon ve duvarlarından sarkan rengarenk begonviller, sardunyalarla süslü evleri ve rıhtımda yan yana sıralanmış yel değirmenleri ile zor beğenenlerin bile kalbini çalmaya yetecek çekiciliğe sahiptir. Bu adada her şey mükemmel diyebiliriz. Tek sorun ulaşım.Taksi için saatlerce sırada bekleyebilirsiniz, adada sadece 20 taksi çalıştığını söylenmekte. Gemimiz akşam adaya yanaştı ve sabah 06.30'da adadan ayrılacağı için gece boyunca adada vakit geçirme imkanı bulabilirsiniz. Adanın dar sokaklarında gezip, Küçük Venedik diye adlandırılan yerde bulunan mekanlarda vakit geçirebilirsiniz. Bizler dar sokaklarda gezip adanın o dokusunu gördükten sonra yerli yiyecek ve içeceklerin olduğu çok şık ve güzel bir mekanda oturup dinlenip içeceklerimizi yudumladıktan sonra gemiye doğru harekete geçtik.

SANTORİNİ

Birçok ziyaretçi tarafından en güzel ve en romantik Ege Adası Santorini'dir.  Asıl adı Thera iken Venedikliler buraya Santa-İrini adını vermiş. Yunan adaları içerisinde en güzel manzaraya sahip, bu yüzden dünyanın en çok fotoğrafı çekilen adasıdır. Adanın zaman zaman aktifleşen volkanik kısmı, ziyaretçilerin her zaman ilgisini çekmiştir. Santorini'de liman yok. Liman olmadığı için gemimiz açıkta durdu ve bizleri tender botlarla kıyıya taşıdılar. Santorini'de Fira'da yerleşim yeri adanın yukarısında kalıyor. Bir de biraz daha uzakta kalan Oia adlı bir yerleşim köyü daha var. Evler uçurumun kıyısında duruyor desek yeridir. Bu küçük limandan yukarı yerleşim yerine çıkmanın iki yolu var. Birincisi tek yön 5 euro karşılığında teleferikle çıkmak; ikincisi (emin olmamakla birlikte) 580 basamaklı merdivenle tırmanmak. Merdivenleri 5 euro karşılığında katırlarla da çıkabilirsiniz. Bu seçenek bana ve kuzenime çok egzotik geldi açıkçası. Ama yanımızda çocuklar olduğundan dolayı teleferikle çıkmaya karar verdik. Teleferikle yukarı çıktık. Gerçekten inanılmaz bir manzara bizi karşıladı. Bu yükseklikten manzarayı seyrederken kendinizi doğal güzelliğin büyüsüne bırakıveriyorsunuz. Ancak çok da büyük olmayan Fira'yı 1-1,5 saatte gezebilirsiniz. Santorini'de unutamadığım tek şey mükemmel manzarası oldu. Hilal biçimindeki adanın her noktasından iç deniz görülüyor. Biz Fira'dan gelir gelmez Black Beach plajına gittik. Denizi harika, kumu kapkara inanılmaz güzel bir yerdi. Plajda denizin keyfini çıkardıktan sonra sonra Fira'ya doğru tekrar yola çıkıp buradan Oia Köyü'ne geçtik. Santorini'nin bir diğer özelliği de  gün batımının en iyi şekilde izlendiği ada olmasıdır. Biz de Oia Köyü'nü gezip orda bulunan diğer turistlerle beraber gün batımını izlemeye koyulduk. Gün batımını da izledikten sonra tekrar gemiye dönmek için Fira'ya doğru yol aldık. Bu arada kara turlarına katılmayıp kendi imkanlarıyla gezmek isteyenler ise adayı otobüsler ve taksilerle gezebilmekte.

RODOS

Avrupa Kıtasının en çok güneş alan adası olarak da bilinen bu büyük adada, Osmanlı Dönemi'nde yapılan birçok eser hâlâ ayaktadır. UNESCO tarafından kültürel miras olarak koruma altına alınan adanın doğusunun Akdeniz`e, batısının Ege Denizi`ne kıyıları vardır. Coğrafi konumu nedeniyle yılın her günü güneş alan adanın evleri ve dar sokakları büyüleyici güzellikte. Apollon Tapınağı, Mandraki Limanı ve Antik Tiyatro mutlaka görülmeli. Ada`da St. John Şövalyeleri`nin izleri hâlâ sürmekte olduğunun ispatı olan caddeler, kiliseler, saraylar ve Türk adını taşıyan camiler de görülmeye değer yapılar arasında yer alıyor. Bu adayı yaz aylarında haftada yaklaşık 300 bin turist ziyaret ediyormuş. Gemimiz adaya yanaştı fakat biz önceki günlerin yorgunluğunu atmak ve biraz da tatilin keyfini gemimizde çıkarmak istediğimiz için adaya hemen inmedik. Öğlen yemeğimizi geminin güzel ve şık restoranında yedikten sonra adaya çıktık. Gemiden indiğimizde kale duvarlarını görünce adayı gezmek için biraz heyecanlandık doğrusu. Kale içindeki tarihi mekanları gezdik. Açıkçası bize pek de yabancı gelmedi. Bu durumu Osmanlı Devleti'nin burada hüküm sürmüş olmasının etkisine bağlıyorum. Kaleyi gezelim derken bayağı yorulduk ve adanın güzel mekanlarından birinde oturup bir şeyler yiyip içip yorgunluğumuzu attık. Ülkemizden bir benzerlik daha vardı ki o da mekanların önünde durup gelip geçenleri içeri çağıran garsonlar? Rodos sürekli rüzgarlı olduğu için açıkçası burada denize girmeye cesaret edemedik. Ancak adada yer alan tur otobüsleriyle adanın çevresini ve mekanları gezmeye devam ettik. Gün sonunda ise free shop'tan çok uygun fiyata satılan içkilerimizi de alıp gemimize döndük.

KOS ADASI

Asklepion, tarihi pazaryeri, hamamlar, müzik akademisi, tiyatrosu, Casa Romana, eski tapınaklar, Bizans kaleleri ve kiliseleri, ortaçağ kaleleri ve binaları ile tam bir mimari cennettir Kos Adası... Biz de öğlen saatlerinde adaların en büyüklerinden biri olan Kos Adası'na geldik, diğer adıyla İstanköy, Bodrum Yarımadası'nın sadece 8 deniz mili uzağındadır.  Ve hatta buradan Bodrumu görebiliyorsunuz diyebilirim.  Kos Adası'ndan Bodrum'a 10 euro'ya günlük turların yapıldığını ve sokaklarda gezinen yurdumun insanlarını bolca görebilirsiniz. Biz adaya geldikten sonra sahil boyu yürüyüşe koyulduk ve bir plajda denizde girmeye karar verdik. İki şezlong ve şemsiyeyi 5 euro'ya alıp plajın keyfini çıkarmaya başladık. Deniz bir harikaydı. Plajdan ayrıldıktan sonra   Osmanlı, Bizans ve Venedik dönemlerine ait görkemli tarihi yerlerini gezdiğimiz sırada, şehrin etrafında turistleri gezdiren şirin mi şirin bir tren gördük, ücretsiz olarak adayı gezdiren bu trene  bindik  ve şehri dolandıktan sonra tekrar merkezde indik. Sonra dünyaca ünlü Hipokrat Ağacını görmeye gittik. Adanın en önemli simgelerinden biridir bu ağaç. Mitolojik çağlarda doktorların atası sayılan Hipokrat, insan tedavisinin eğitim ile sağlanabileceğini göstermiş ve burada Asklepion isminde bir tıp merkezi kurmuş. Ada merkezinde vakit geçirerek merkezde bulunan Agorayı da gezdikten sonra gemimize döndük.

ÇEŞME'YE DÖNÜŞ

Gemimize döndükten sonra önce akşam yemeklerimizi yedik. Yemek sonrasında odalarımıza gidip valizlerimizi topladık ve sabah bizim için geminin dışına çıkarılsın diye kabin kapılarımıza bıraktık. Daha sonra gemide Grup Ada konserine katıldık. Biz konserde eğlenirken saat 23.00 sıralarında gemi Kos'tan Çeşme'ye dönmek üzere yola koyulmuştu. Ertesi gün 07.00 sularında gemimiz Çeşme'ye vardı. Sabah kahvaltımızı yapmak için restorana indiğimizde herkesin yüzünü tatil sonu hüznü sarmıştı sanki. Her yolculuğun bir sonu vardır diye boşuna dememişler. Bu cruise tatilimizin keyifli, eğlenceli geçmesinin mutluluğu ile hoşçakal gemimiz derken indik gemiden.

İbrahim Kocamış ibrahim@thecruiselife.com.tr 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —